ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE
HİTABESİ
Atatürk'ün Türk Gençliğine
Hitabesi - Asıl Metin
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet,
muhafaza
ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel,
senin,
en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum
etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün,
istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye
atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini
düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette
tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili
olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün
tersanelerine
girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi
bilfiil
işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim
olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet,
dalalet
ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri
şahsi
menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet,
fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki
asil
kanda mevcuttur.
Kemal Atatürk
Ankara, 20 Ekim 1927
Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi
- Yeni Türkçe
Ey Türk Gençliği!
Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin
en
değerli güven kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında,
seni bu
kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve
atılmak
için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün
dünyada
benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve
aldatıcı
düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün
gemilikleri ele
geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine
düşman
girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak
üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş
başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan
düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı
içinde
ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin gençliği!
İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını
ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki
soylu
kanda vardır!
Kemal Atatürk
Ankara, 20 Ekim 1927

ATATÜRK'ÜN
İLKELERİ
Cumhuriyetçilik:
Devletin siyasi rejim olarak cumhuriyeti benimsemesi Cumhuriyeti
bir fazilet rejimi olarak tanımlama ve
değerlendirmesi demektir. Bir ülkede en üst otorite ve kuvvet
devlete aittir. Her türlü yaptırım devlet tarafından
kullanılır. Egemenliğe dayanarak kullanılan hak ve yetkiler kime
ait olacaktır. Bu soruya karşılık Atatürk "Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir" cevabını vermiştir.
Cumhuriyeti ilan eden Atatürk; demokratik cumhuriyetin ilkeleri
olan tüm devrimleri gerçekleştirerek sistemi
oturtmuştur. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sonsuza dek,
çağdaş uygar devletler arasındaki yerini her zaman
koruyacağım şu tarihi sözleriyle belirtmiştir: "Türkiye
Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğunu
eserleri ile ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak
ve muzaffer olacaktır. Benim fani vücudum elbet bir
gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar
ve muzaffer olacaktır."
Halkçılık:
Bir milleti oluşturan, çeşitli mesleklerin ve toplumsal grupların
içinde bulunan insanlara halk denir. Bu akımdan
halkçılık ilkesi hem cumhuriyetçilik hem de milliyetçilik
ilkelerinin zorunlu bir sonucudur. Atatürk'e göre millet
ile halk aslında tek anlama gelmektedir. Halkçılık ise millet
içindeki çeşitli insan gruplarının çıkarına ve yararına
bir siyaset izlenmesi, halkın kendi kendini yönetmeye
alıştırılmasıdır.
Halkçılık, cumhuriyetçiliğin doğal bir sonucudur denildi ki, bu
çok doğrudur. Cumhuriyet, halkın kendi yöneticilerini
kendi içinden seçmesi anlamına gelmektedir. Böylece cumhuriyet
rejimi, bir halk rejimi olmaktadır. Aynı biçimde,
halkçılık, milliyetçiliğin de bir sonucudur. Millet halktan
oluştuğuna göre, milliyetçilik, Türk halkının mutluluğu
için çalışmak, ortak geçmişe ve geleceğe halkla birlikte bağlanmak
demektir. Atatürk, daha TBMM açılır açılmaz, yeni
kurulan devletin bir halk devleti olduğunu belirten pek çok
konuşmalar yapmıştır. Artık halk, bir kişi tarafından
yönetilmemekte, kendi kendini yönetmektedir.
Halkçılık ilkesinin uygulanması ayrıca, toplumda hiç kimsenin
diğerinden üstün olmamasının, kanun önünde kesin
eşitliğin kabulü anlamına da gelmektedir. Gerçek halkçılıkta
hiçbir toplumsal gruba, zümreye ayrıcalık tanınmaz. Halk
her bakımdan birbirine eşit kimselerden oluşur. Bugün bazı
rejimler halkı yalnız belli bir grup insandan ibaret
saymaktadırlar. Bu rejimlerin adı olan halk cumhuriyeti
yanıltıcıdır. Çünkü sadece belli bir grup halkın devleti
anlamına gelmektedir. Gerçek budur. Ama Atatürkçü halk devletinin
uzaktan yakından böyle bir anlam taşımadığı ve
belirtmediği hemen söylenmelidir.
Atatürkçü halk devleti, Türk halkının tümünü, yani Türk milletini
kapsamına alır. Böyle bir halkçılık anlayışı,
gerçek demokrasinin kurulması için gerekli olan ortamı en iyi
biçimde hazırlar.
Laiklik:
Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması
anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel
ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik,
düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini
kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu.
Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi.
Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla
yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış
olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi
Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini
siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke
aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa
karşısındaydı.
Devrimcilik:
Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de
reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern
kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel
kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği
anlamına geliyordu.Devrimcilik ilkesinin gösterdiği ana
hedeflerden birisi Türkiyenin çağdaş ulusların düzeyine
çıkarılmasıdır. Atatürk bu konuda şunu söylüyor:
"Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye
halkını, tamamen yeni ve bütün anlam ve biçimleriyle
uygar bir sosyal toplum durumuna ulaştırmaktır. Devrimlerimizin
asıl amacı budur."
Milliyetçilik:
Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu
milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle
sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin
bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden
gelişmesidir.
Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına
saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti -
emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine
de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve
halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine
inanmaktadır.
Devletçilik:
Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve
politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun
ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu
ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de
devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve
özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel
sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli
kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği
anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin
uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel
kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi
kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

ATATÜRK DEVRİMLERİ
Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu ğibi, aynı
zamanda büyük bir devrimcidi. O dönemde, Türkiye cumhuriyetinin
çagdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan
gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize
edilmesi çok önemliydi.
Mustafa Kemal ülkasindeki yaşamı modernize etmiştir. Mustafa
Kemal 1924 ile 1938 yılları arasında, insanların kurtuluşları ve
hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri
hayata geçirmiştir. Bu devrimler tüm Türk halkı tarafından
olumlu ve coşku ile karşılanmıştı.
Harf
Devrimi
Atatürk'ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerinden birisi,
Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi
olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul
edilmiştir.
Kıyafet
Devrimi
Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek,
modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes
yerine şapka giymeye başladılar.
Hukuk
Sisteminin Laikleştirilmesi
1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk
sistemine ihtiyacı vardı. Atatürk, Şeriat
Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde
geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını
getirmiştir. Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler
çerçevesinde modernize edilmiştir.
Öğrenimin Laikleştirilmesi
19.Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli
eğitim sistemleri uygulanmaktadır. Atatürk İslami eğitim veren
medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini
gördü. Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim
sisteminin oluşturulması gerekliydi. Böylece, mevcut sistem
değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu
gerçekleştirilmiştir.
Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar
Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş
olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır. Böylece kabul
edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da
erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere
atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına
sahip olabileceklerdir. Tek eşlilik ilkesi ve kadınlara
tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.
Atatürk'ün Türk Tarihi İle İlgili Çalışmaları
Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamındaki yazı devrimi
sonrasında, Atatürk tarih konusuna ağırlık verdi ve 1931 yılında
Türk Tarih Kurumunu kurdu. Burada, Türkiye Tarihi kapsamlı
bir şekilde incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bunun
dışında,Yeni Takvim, Ağırlıklar ve Ölçüler, Tatiller ve soyadı
Kanunu gibi diğer birçok devrimler de gerçekleştirilmiştir.
Bu konudaki bazı örnekler arasında 1924 Hafta Sonu Yasası, 1925
yılında Uluslararası Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu
ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Sotadı Yasası
sayılabilir. 1932 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından
kabul edilen yasa gereğince Türkler soyadı aldılar ve Milletin
liderini de ''Türklerin Babası''anlamına gelen Atatürk soyadı
verildi.

ATATÜRK'ÜN
10.NCU YIL NUTKU
Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın on beşinci yılındayız.
Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
Kutlu olsun.
Bu
anda,büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne
kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda
çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli,
Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye
Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk Milletinin ve
onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkarane
yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi
göremeyiz, çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak
mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu, dünyanın en mamur
ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.
Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip
kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne
çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş
asırların gevşetici zihniyetine
göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre
düşümülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız,
daha az zamanda büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak
olacağımıza şüphem yoktur.
Çünkü,Türk milletinin karekteri yüksektir, Türk milleti
çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti
millibirlik ve beraberlikle güçlerini yenmesini bilmiştir.
Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet
yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Şunu da ehemmiyetle tebarüzettirmeliyim ki, yüksek bir insan
cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları
sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki,milletimizin
yüksek karekterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme
bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve milli birlik duygusunu
mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf
ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu
ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakiki huzurun temini yolunda,
kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk
Milleti!
Onbeş
yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok
sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde
milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe
uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyatle söylüyorum ki,
milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin
büyük millet olduğunu, bütün medeni alem az zamanda bir kere daha
tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş
büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki
inkişafı ile,atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş
doğacaktır.
Türk
milleti!
Ebediyete
akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük
şereflerle,saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden
dilerim.
Ne mutlu
Türküm diyene!
Kemal Atatürk

ATATÜRK'ÜN HAYATI
Atatürk, Milli mücadele'de milli birliği temin eden eşsiz bir
lider, muharebe meydanlarında efsanevi bir kumandan, devlet kuran
büyük bir siyaset adamı, milletin çehresini değiştiren kudretli
bir inkılapçıdır. Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin
tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğuna hiç şüphe yoktur.
Kahramanlık ve yüksek insanlık meziyetlerini, fikri ve hareketi
kişiliğinde birleştirmiş bir liderdi.
Mustafa
Kemal 1881'de Selanik'te doğmuştur. Babası Ali Rıza efendi,annesi
Zübeyde hanımdır. Çocuk yaşta babasını kayıp eden Mustafa'yı
annesi büyütmüştür. Şemsi Efendi ilkokulunda başlayan
öğretim hayatı, Asker'i Rüştiye, Manastır Askeri lisesi ve Harp
Akademisini başarı ile geçmiş ayrıca Harp Akademisi'nden 1905'de
genç bir kurmay yüzbaşı olarak mezun olmuştur.
Mustafa Kemal daha okul sıralarından itibaren yurt sorunları ile
yakından ilgilenmiş ve bu nedenle Harp akademisinde okurken
sorguya çekilmiş ve Suriye'ye sürülmüştür. Mustafa Kemal'in
askerlik hayatı cephelerde memlekete hizmetle geçmiştir.
İstanbul'da gericilerin meydana getirdiği 31 Mart Vakası üzerine
İstanbul'a gönderilen Harekat Ordusunun başkanlığını yaptı.
13 Eylül 1911'de İtalyanların Trablusgarb'a taarruzları üzerine
buraya giderek halktan kurulan düzenli kuvvetlerle çok sayıda
İtalyan kuvvetlerini uzun süre durdurmayı başarmıştır.
Buradan Balkan Harbi'nin çıkması üzerine derhal yurda döndü. Daha
sonra Sofya'ya ateşe militer olarak (Kıdemli Binbaşı) Mustafa
Kemal memleketin kötüye gitmekte olduğunu devleti idare edenlere
yazdı ise de sonuç alamadı. Bu sırada 1nci Dünya Savaşı
başlamış ve Osmanlı Devleti savaşa girmişti. Mustafa Kemal
cephede görev istedi
ve henüz kurulmamış 19ncu Tümen Komutanlığına tayin edildi.
Çanakkale Savaşları başlamış ve Mustafa Kemal'de Tümeni'ni savaşa
hazırlamıştı. Arıburnu'na çıkarma yaparak Gelibolu'yu
düşürmek, İstanbul'u ele geçirmek isteyen düşman, karşısında
Mustafa Kemal'i buldu. Anafartalar'da kıyıya çakılan düşman
nihayet kurtuluşu Çanakkale'den kaçmakta buldu. 1 Nisan 1915'de bu
başarılan sonucu albay olan Mustafa Kemal 2nci Ordu Komutanlığına
atandı. Kısa zamanda Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtararak
tuğgeneralliğe yukseldi.
Türk ordusu yurt sınırlarında ve yurtdışında Galiçya'da,Romanya'da
ve Kanal'da başarıyla savaşlar veriyordu. Fakat
kuvetlerimize Almanlar kendi menfaatlarına kullanmaya çalışıyor ve
Mustafa Kemal Paşa bunlarla mücadele ediyordu. Mustafa Kemal
Paşa daha sonra 7'nci Kolordu ve Yıldırım Orduları Komutanı olarak
Türk Kuvvetlerini geri çekmeyi başardı. Müttefiklerimiz
savaşa son verdiklerini Osmanlı Devleti de bunlara uyduğundan
Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a döndü. Bundan sonra
Anadolu'nun yani Türk Ulus'unun kurtuluşuna karar veren Mustafa
Kemal 3 üncü ordu müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak
bastı. Bu sırada Osmanlı hükümeti Sevr
Antlaşması'nı imzalamış ve düşmanlar Anadolu'yu taksim ve işgal
etmiş, ordu terhis edilmiş ve silahlarına el konulmuştu.
Kısa zamanda Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptı, komutanlarla
irtibat kurdu. Büyük Millet Meclisi'ni toplayarak Anadolu'da
milletin bir ferdi olarak kurtuluş savaşına başladı. İçte
isyanları bastırıp birliği kurdu ve 10 Ocak 1921'de Birinci
İnönü,1Nisan 1921'de İkinci İnönü,19 Eylül 1921'de Sakarya
Savaşları'nı kazanarak Yunan Ordusunun gücünü kırdı. Mustafa
Kemal Paşa Sakarya Meydan Savaşı'ndan sonra gazi ünvanını ve
mareşal rütbesini Büyük Millet Meclisinden aldı. 26 Ağustos
1922'de başlayan Büyük Taarruzla Yunan Ordusu'nu bozguna uğrattı
ve 30 Ağustıs 1922'de Başkomutanlık Meydan Savaşı ile Yunanlıları
imha etti. Artık vatan kurtulmuştu. Bundan sonra sulh
yapıldı ve Gazi Mustafa Kemal 29 Ekim 1923'de Türkiye
Cumhuriyetini kurdu. İlk Cumhurbaşkanı seçildi. Kurtarıcı
gazi Mustafa Kemal Atatürk 15 yıl devlet başkanı olarak yurdun
kalkınmasına ve milletin batı uygarlık düzeyine çıkartılmasına
çalıştı. Yurdun her köşesine yollar, demiryolları yapıldı,
fabrikalar kuruldu, okullar yapıldı ve büyük örnek çiftlikler
kuruldu. Halifelik kaldırıldı, harf devrimi yapıldı, fes
atıldı, medeni kanun kabul edildi, kadınlara haklar
tanındı.Medrese, tekke ve zaviye gibi gerici, cahil tembel
yuvaları kapatıldı. Onların yerine modern okullar açıldı.
Yediden yetmişe bütün yurttaşlar halk okullarında okuma yazma
öğrenmeye başladılar. Memleket hızla kalkınıyor fakat bu
hudutsuz çalışmalar büyük kurtarıcı Atatürk'ün sağlığını bozuyordu.
Atatürk,
Hatay'ın anayurda katılması için çalışıyordu, hastalığı çok
ilerledi, kurtuluş ümidi yoktu. Fakat hiç kimse ölümü büyük
Atatürk'ümüze yakıştıramıyordu. Gemlik ve Bursa gezileri esnasında
Atatürk soğuk almıştı. Tedavi olmak ve dinlenmek üzere İstanbul'a
geri döndü. Ama ne yazık ki Atatürk çok ciddi bir şekilde
hastalanmıştı. Nihayet o kara gün geldi. 10 Kasım 1938 günü
saat 9'u 5 geçe Atatürk vefat etti. Buna hiç kimse inanmadı.
Ama Atatürk İnsanların gözünde ölümsüzlük kazandı. Çünkü
büyük ata ve onun ölmez eserleri içimizde taşıyor ve
dünya var oldukçada yaşayacaktır.

ATATÜRK'ÜN AİLESİ

ASKER ATATÜRK
1. Harp dehasıdır: 1911 - 1912 Osmanlı -İtalyan
Trablusgarp Harbinde, 1915'te Çanakkale'de, 1916'da
Kafkaslarda,1918'de Bitlis ve Muş'u geri alışında, Kurtuluş
Savaşında ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinde destan
yazmıştır. Katıldığı tüm savaşları kazanmıştır.
2. Mesleğine aşıktır: Mesleğinin iyi bir öğreticisi idi.
Her alanda olduğu gibi askerlik mesleğinde de eğitım ve
öğretime önem vermiş birliklerine başöğretmenlik yapmıştır.
3. İnisiyatif sahibidir: İnisiyatif ; bütün rütbe
sahiplerinin durumun gereğine göre bizzat düşünüp karar alarak
kendiliğinden tedbir alma, kendiliğinden iş görmesi demektir.
İnisiyatifi bilgiye dayanır. O dönemdeki talimnamelerin
esaslarını uygulamış ve onları aşarak düşünceleriyle
geliştirmiştir. Çanakkale Anafartalar muharebesinde kritik
durum karşısında emir beklemeden 57nci alaya vermiş olduğu
taarruz emri güzel bir örnektir.
4. Cesuır ve atılgandır: Cesareti ölçüye ve bilgiye
dayanmaktadır.En buhranlı anlarda cesaret ve soğukkanlılığıyla
ulusuna umut ve güven vermiştir.
5. Kararlıdır: Çabuk ve yerinde karar vermede
eşsizdi.Verdigi karalar bilinçli ve gerçeğe dayalıdır.
Başkomutanlık meydan muharebesi gerçekci ve yerinde karar
vermenin eşsiz örneğidir.
6. Askerini iyi tanır: Atatürk Türk Askeri için
şunları söylemiştir;
Dünyanın hiç ordusunda yüreği seninkimden daha sağlam bir
askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her
zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla,
itaatinle, hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz
kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayret için minnet ve
şükranımı söylemeyi kendime en değerli bir borç bilirim.

Mustafa Kemal Çağdaş Türkiye'yi Nasıl
Kurdu
| Saltanatı kaldırarak,
hakimiyet mıllete geçti. |
01 Kasım 1922 |
| Cumhuriyet ilan edildi. |
29 Ekim 1923 |
| Laik devlete doğru bir
adım atıldı.(Şeriye ve evkaf vekaletleri kaldırıldı) |
Mart 1924 |
| Genel Kurmay Başkanlığı
hükümet ve siyaset dışına çıkarıldı. |
01 Mart 1924 |
|
Eğitimde birlik
sağlandı.
(Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Kabulü) |
03 Mart 1924 |
| Bu kanunla birlikte cehalet ve miskinlik yuvası haline
dönmüş olan medreseler kapatıldı. |
03 Mart 1924 |
| Halifelik kaldırıldı. |
03 Mart 1924 |
| Yeni Türk
Anayasası kabul edildi. |
20 Nisan 1924 |
| Fes,külah,sarıkları çıkarıp şapka
giydik. |
25 Kasım 1925 |
| Tekke ve zaviyeler kapatıldı. |
30 Kasım 1925 |
| Milletlerarası saat ve takvimin kabulü. |
26 Aralık 1925 |
| Hukuk
düzenimiz çağdaşlaştı,Medeni Kanun kabul edildi. |
17 Şubat 1926 |
| Yeni Yürk Ceza Kanunu kabul edildi. |
01
Mart 1926 |
| Borçlar kanunu kabul edildi. |
22 Nisan 1926 |
| Milletlerarası rakamlar kabul edildi. |
24 Mayıs 1926 |
| Millet mektepleri açıldı. |
28 Mayıs 1928 |
|
Okumak yazmak kolaylaştı.
(yeni Türk harfleri kabul
edildi) |
|
| İcra ve İflas Kanununun kabulü. |
24 Nisan 1929 |
| Deniz Ticaret Kanununun kabulü. |
15 Mayıs 1929 |
| Belediye seçimlerinde Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. |
03 Nisan 1930 |
| Türk tarihi tetkik cemiyeti kuruldu. |
12 Nisan 1931 |
| Halkevlerinin açılması. |
19 Şubat 1932 |
| Türk Dil
Kurumunun kuruluşu. |
12 Temmuz 1932 |
| İstanbul Ünıversitesi'nin kurulması ile
ilgili kanun |
31 Mayıs 1933 |
| Soyadı kanunu kabulü. |
21Haziran 1934 |
Din adamlarının cami, kilise, havra ve ibadetler dışında dini
kılık kıyafet ve kisve tartışmaları
yasaklandı. |
03 Aralık 1934 |
| Türk kadınına milletvekili seçme
ve
seçilme hakkı tanındı. |
05 Aralık 1934 |
| Sosyal güvenlik ve sosyal haklar için bir adım. İş kanunu
kabul edildi. |
08 Haziran 1936 |

DÜNYANIN GÖZÜNDE ATATÜRK
1.''Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin
tarihi başarılarını,Türk ulusuna ilham veren önderliğini
modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri
önder olarak kudret ve cesaretini hatırlamaktadır. Şüphesiz ki
Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün
ve Türkiye'nin giriştiği devrimler kadar bir ulusun kendisine
olan güvenini daha büyük başarı ile belirten bir başka örnek
gösterilemez.''
John F.Kennedy
ABD Eski Başkanı (1963)
2.''Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten
değişiklik pek seyrek gerçekleşir. Bu olağanüstü işleri
yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam
niteliğine hak kazanmıştır. Bundan dolayı Türkiye
övünebilir.''
Eleftherios Venizelos
Yunanistan Eski Başbakanı (1933)
3.''Atatürk'ün Türk dili devrimini gerçekleştirmesi ve dinle
siyaseti birbirinden ayırarak Türk toplumunun
modernleşmesini sağlamak yolundaki çabalarına karşı büyük bir
hayranlık duymaktayız.''
Hayato İkeda
Japonya Eski Başbakanı (1963)
4.''Savaşta Türkiye'yi kurtaran,savaştan sonra da Türk ulusunu
yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için
değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın
onun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana
ve modern Türkiye'nin atasına layık bir tezahürden başka bir
şey değildir.''
Wınston Churchııl
İngiltere Eski Başbakanı (1938)
5.''Atatürk başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir.
Siz ona taklaştıkça o irtifa alır ve aranızdaki mesafe
ebediyen baki kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla
küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır.''
Arriba Gazetesi
Lizbon (26 Aralık 1938)
6.''Atatürk,bütün Asya kıtasının gururudur. Dünyanın en
eski malum kıtasında,cihanın istikametini değiştirecek çapta
insanların artık yetişmeyeceği kanaatinin yaygınlaştığı
günümüzde o büyük bir milletin bağrından çıktı ve bu
nazariyeyi iflas ettirdi.O,bütün Asya kıtasının atasıdır.''
Çin.Tehang Yang Ve Pan Gazetesi
Vatan (10 Kasım 1938)
7.(Ankara anlaşmasını imzalaması sebebiyle kendisine, ''Bizi
arkadan vurdu dağ başındaki haydutlarla, Mustafa
Kemalcilerle anlaştı'' diyenlere Fransız meclisinde verdiği
karşılıkta), ''Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğimiz
kahraman Mustafa Kemal ve onun bütün askerleri burada
olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik,
böylesine kahraman bir ulusla anlaşma imzalamaktan gurur
duyuyorum.''
Aristid Briand
Fransa Eski Başbakanı (1921)
8.''Çevresinde maneviyatı bozulmuş kimseler ya İngiltere'nin
himayesini yahut Amerika mandasını istemeyi düşünüyordu.
Mustafa Kemal onlara: -''Hayır'' dedi, Verilecek tek bir karar
vardır, o da milli hakimiyet esasına dayanan kayıtsız ve
şartsız istiklal sahibi bir Türk devleti kurmaktır.''
''Ya İstiklal ya ölüm.''
Edouard Heriot
Fransa Eski Başbakanı
9.''Derin zekası, çevresindekilere verdiği örnekler sayesinde
bir ulus yarattı. Mustafa Kemal, hem yeni Türkiye'yi
tasarlayan beyin, hem onu yoğurup meyana getiren bilek
olmuştur. Bu ülkenin yaratıcısı da, yenileyicisi de odur.
Charles De Chamrun
Fransa Eski Büyükelçisi
10.''Batıda ihtilal ve devrimlerin yavaş yavaş elde
ettiklerini Atatürk'ün ülkesi birden bire kazandı ve Türk
hayatında o kadar derin izler bıraktı ki, batıdakilerde bu,
ancak yüzyılda erişilebilecek bir başarı idi.''
Dr.Fekete Lajos
Macar Profesör
11.''Padişahların gösterişini, halifeliğin çekiciliğini
umursamayıp bakışlarını orduların bel kemiği olan Anadolu
çiftçisine, sevgiye yöneltti.
Time Gazetesi
İngiltere

KURULMUŞ TÜRK DEVLETİ VE
YIKILIŞ NEDENLERİ
1. Büyük Hun İmparatorluğu
(M.Ö.204-M.S.216) - Çinlilerin kışkırtmaları ve tahrikleri
sonucu ikiye ayrılan Hunlar birbirlerine karşı savaşmaktan
güçsüz düşüp kolayca yıkılşmışlardır.
2. Batı Hun İmparatorluğu
(M.S.48-M.S.216) - Çinlilerin entrikaları sonucunda
yıkılmıştır.
3. Avrupa Hun İmparatorluğu
(M.S.375-M.S454) - Baba,oğul ve kardeş kavgaları nedeniyle
yıkılmıştır.
4. Akhun İmparatorluğu
(M.S.420-M.S.462) - İç ayaklanmalar ve komşu devletlerle
yapılan savaşlar sonucunda zayıflayıp yıkılmıştır.
5. Göktürk Devleti
(M.S.552-M.S.743) - Çinlilerin kışkırtmaları sonucunda
çıkan iç ayaklanmalarda ikiye bölünüp yıkılmışlardır.
6. Avar İmparatorluğu
(M.S.565-M.S.803) - Yönetimi altındaki milletlerin
ayaklanmaları ve diğer devletlerle yapılan savaşlar
neticesinde yıkılmışlardır.
7. Hazar İmparatorluğu
(M.S.651-M.S.893) - Rusların ve Arapların saldırıları
sonucunda yıkılmışlardır.
8. Uygur Devleti
(M.S.744-M.S.1335) - Çinlilerin tahrikleri sonucu çıkan
ayaklanmalar ve iktidar mücadelesi sonucu yıkılmışlardır.
9. Karahanlı Devleti
(M.S.940-M.S.1212) - Kardeşler arasındaki taht kavgaları
nedeni ile yıkılmıştır.
10. Gazne Devleti
(M.S.963-M.S.1183) - Selçuklular karşısında Dandanakan
Savaşını kaybetmeleri ve kardeş kavgaları nedeniyle
yıkılmıştır.
11. Büyük Selçuklu
İmparatorluğu (M.S.1040-M.S.1147) - Anadolu'yu Türk vatanı
haline getiren Büyük Selçuklular Tuğrul ve Çağrı Beyler
tarafından kurulmuş. Kardeşlerin taht kavgaları ve çıkan
ayaklanmalar sebebiyle yıkılmıştır.
12. Harzemşahlar Devleti (M.S.1097-M.S.1231) - Ceyhun
nehrinin Aral gölüne döküldüğü delta bölgesinde 11nci yüzyılda
Büyük Selçuklu Devletinde görev yapan Anustigin tarafından
kuruldu. Moğollarla M.S.1200-1220 yılları arsında süren
savaşlar nedeni ile yıkıldı.
13. Altınordu Devleti
(M.S.1236-M.S.1502) - Moğolların saldırıları ve Han
oğulları arasındaki taht kavgaları sonucunda zayıflamış ve
Ruslar tarafından yıkılmıştır.
14. Büyük Timur
İmparatorluğu (M.S.1370-M.S.1507) - Hanım oğulları
arasındaki taht mücadelesi ve Beybaniler Devletinin
saldırıları sonucu yıkılmıştır.
15. Babür Devleti
(M.S.1526-M.S.1858) - Devlet içinde güçlü bir
örgütlenmenin olmaması ve İngiliz saldırıları yıkılmasına
sebep olmuştur.
16. Osmanlı İmparatorluğu
(M.S.1299-M.S.1922) -
İç Nedenler:
1. Din işleriyle devlet
işlerinin birbirine karıştırılması.
2. Batı devletleri, karanlık
çağdan çıkıp aydınlık çağa yani bilimin, ilmin öne çıktığı
çağa ulaşmışken Osmanlı Devletinin bilim ve teknolojiden uzak
kalması.
3. Ekonomik ve mali durumun
bozulması, ekonomik güçlenmeyi ve diğer Avrupa devletleriyle
rekabet
ortamını sağlayacak yapının olmaması.
4. Ordudaki disiplinin
bozulması, eğitimsizlik ve harp silah araçlarında yeniliklerin
takip edilmemesi.
5. Devlet adamlarının iyi
yetişmemiş olmaları.
Dış Nedenler:
1. Dili, dini ve adetleri özgür bırakılan özellikle Hıristiyan
halkların Fransız İhtilalinden etkilenip ayaklanması ve
imparatorluktan ayrılması.
2. Gelişmeye başlayan Avrupa
ülkelerinin sömürge toprakları elde etmek için Osmanlı devleti
ile mücadele etmeleri.
3. Rusların tarihi emelleri
olan İstanbul, boğazlar ve Akdeniz'e hakim olmak için
yayılmacı politikaları.

ANITKABİR
Türkiye cumhuriyeti devletinin kurucusu ve
20.yüzyılın en büyük dehalarından biri olan ulu önder Mustafa
Kemal
Atatürk'ün aziz toprakları simgeliyen anıtlaşmış yüreginin
yattığı kabirdir.
Atatürk'ün 10 kasım 1938 de ölümü ile ulu önder'e yakışır bir
anıt mezar yapılması için çalışmalar başladı. Ve bu arada
geçici bir süre için Atamız Ankara Etnografya müzesinde kaldı.
Anıt mezar için, öncelikle bir yer seçimi gerekmekteydi.
6 Aralık 1938'de oluşturulan bir komisyon Ankara'da sekiz ayrı
noktayı İnşaat yeri olarak belirledi. Çankaya Atatürk'ün
en çok sevdigi yer idi. Mühendis Mithat Aydın'ın önerisi
ile o yıllarda üzerinde meteoroloji istasyonu olduğu için
Rasattepe olarak adlandırılan alanı mezar yeri uygun bulundu.
Yapımına başlanılan Anıtkabir 9 Kasım 1953 tarihinde bitirildi.
Tam onbeş yıl sonra sevgili Atamız 10 Kasım 1953 tarihinde
Ankara Etnografya müzesinden alınarak ebedi istirahatğahı olan
Anıtkabir'e taşındı.
Anıtkabir'e ormanlık bir alan içerisindaki çicekli yoldan
geçerek, 26 basamaklı geniş merdivenlerden çıkarken
Hürriyet ve İstiklal kulelerinin önündeki, Heykel gurpları
görünmeye başlar. Kuleler ve heykellerin bitiminde
beliren 262 metre uzunluğundaki traverten döşeli, Aslanlı yol
görünür. Hüseyin Özkan tarafından yapılmış olan aslanlar,
süküneti, kuvveti ve koruyuculuğu simgelerdir.
Anıtkabir üç bölümden oluşmaktadır. Aslanlı
yol, Tören meydanı ve Mozole'dir. Mozolenin içinde bulunduğu
şeref Holü'nden çıkışta, 33,5 metre boyundaki bayrak direği
ile Anıt kabirin görkemli kuleleri belirir. Bu kuleler,
ulusumuzun ve devletimizin var oluşunda büyük etkileri olan
kavramları temsil eden kulelerdir.Mehmetçik, Müdafaa-i Hukuk,
Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkılap ve Cumhurriyet
kuleleri olarak adlandırılmıştır. Anıtkabirin en önemli
bölümü ise Mozolenin bulunduğu 20 metrelik dev sütunlar
üzerine kurulmuş olan anıtsal Şeref Holü'dür. Buraya 42
basamaklı olan 44 metre enindeki merdivenlerle çıkılır.
Merdivenlerin orta kısmında Atamızın "Hakimiyet Kayıtsız
Şartsız Milletindir " sözlerinin yer aldığı Hitabet Kürsüsü
bulunmaktadır. Merdivenlerin bitiminde ise Şeref
Holü'ne ulaşılır. Ulu önder Atatürk, Şeref Holü'nün
altındaki bölümünde, yeşil ve altın renkli mozaiklerle kaplı
sekizgen odada bulunup, doğrudan kazılmış olan mezarda
yatmaktadır. Atatürk'ün pirinçten yapılmış mezarının
çevresinde 80 ilimizden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden
getirilmiş yurt toprakları, yine piriçten yapılmış
kavanozlar içinde bulunmaktadır. Resimi törenler için
ise Şeref Holü'nde sembolik bir mezar yer almaktadır. Ve
törenler bu simgesel mezar önünde saygı duruşu şeklinde
yapılmaktadır.

Mozole
Şeref Holü
Aslanlı Yol
Aslanlı Yol
Atatürk'ün asıl mezarı, tören yapılan simgesel
mezarının altındaki mezar odasında bulunmaktadır.
Atatürk'ün pirinçten yapılmış mezarının çevresinde, 80
ilimizden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden getirilmiş
yurt toprakları, yine pirinçten kavanozlar içinde
bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk ün Simgesel Mezarı
Mustafa Kemal Atatürk ün Asıl Mezarı
"Benim önemsiz gövdem elbet bir gün toprak
olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek ayakta
kalacaktır."
"Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak
üzere Türk ulusuna canımı vereceğim."
"İki Mustafa Kemal vardır : Biri ben; et ve
kemikten, fani Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'i 'ben'
sözcüğüyle ifade edemem. O, ben değil bizdir. O, ülkenin her
köşesinde yeni düşünce, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan
aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ulusun içinde yaşattığı
Mustafa Kemaller ülküsüdür. Ben onu simgeliyorum. O Mustafa
Kemal sizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması
gereken Mustafa Kemal odur. Herhangi bir tehlike anında ben
ortaya çıktımsa beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları
daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Asıl güç
ulusundur, benim değildir."
Mustafa Kemal Atatürk
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu sayfa
Genel Kurmay websitesinden ve 58 inci Topçu Tugay Komutanlığı
Atatürkçülük ve çağdaşlık dersleri yayını no:1 kaynağından
yararlanarak hazırlanmıştır.